Ebülfez Ferecoğlu

 

(1956, Nahçıvan-Azerbaycan) 

1956 Azerbaycan'ın Nahçıvan şehrinde doğdu.

1981 Azerbaycan Ressamlık Üniversitesi'ni bitirdi.

1984 SSCB Ressamlar Birliği üyesi oldu.

1981-1995 Nahçıvan Güzel Sanatlar Okulu'nda resim öğretmenliği yaptı.

1989 Ukrayna Livov kentinde 3 aylık bir resim kampına katıldı. Kampın sonunda gerçekleştirilen performans yarışmasında Moskova'dan gelen kurul tarafından birincilik ile ödüllendirildi. Ve sonrasında Rusya'nın değişik şehirlerinde karma sergilere ve sanat fuarlarına katıldı.

1996 Azerbaycan Aydınlar Birliği üyesi oldu.

1997 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi'nde resim öğretmenliğine başladı ve halen devam etmektedir. 

Ayrıca Yeşilyurt'taki özel bir atölyede de öğrencileri ile birlikte resim çalışmalarını sürdürmektedir. 

ABD, Japonya, Danimarka, Almanya, Bulgaristan, Fransa, Polonya, Rusya, Ukrayna, Türkiye ve İran'da çok sayıda özel ve resmi koleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır. 

Sanat hayatı boyunca birçok karma sergiye katılmış ayrıca yirmiye yakın kişisel sergi açmıştır. 

Sanatçı Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği-UPSD üyesidir. 

"İstanbul'da rüyadayım. Bir insan başka nerede yaşamak isteyebilir ki.." Ebülfez Ferecoğlu 

Sanatçı, yaşamak istediği, hayal ettiği hayatı İstanbul'da bulmuş. Bu sebeple hayran olduğu şehrin verdiği ilhamla çalışmalar üretmiş. 

Ferecoğlu resmindeki genel fantastik yaklaşımı, tablolarında da görülmekte, İstanbul'u  bir masal diyarı gibi yorumlamaktadır.

ABD, Japonya, Danimarka, Almanya, Bulgaristan, Fransa, Polonya, Rusya, Ukrayna, Türkiye ve İran'da çok sayıda özel ve resmi koleksiyonlarda eserleri bulunan Ebülfez Ferecoğlu İstanbul için " ...her bir köşesi ilham kaynağı, özellikle sanatçılar için sonsuz bir zenginlik.  Sürprizlerle dolu bir masal diyarı gibi. İstanbul'da rüyadayım. Bir insan başka nerede yaşamak isteyebilir ki..."  diyor. 

Onun İstanbul'ları şimdiye dek gördüklerimizin çok dışında, tümüyle kendine özgü İstanbul'lardır: Hem seçtiği kompozisyonlar hem de anlatımıyla, rengi ve çizgisiyle farklıdır. Onun resimleri ne eski dönem batılı ressamların İstanbul'larını anımsatır ne de elli yıllar öncelerinin empresyonist yaklaşımların takipçisidir. Bir yeniliğin peşindedir ve bu anlatım özelliklerini diğer resimlerinde de görmek mümkündür. 

Ferecoğlu'nun gözlemlemedeki başarısı özellikle İstanbul'dan seçkilerinde, kendini bilinçli bir şekilde ortaya koyar. Yanı sıra fotoğraf makinesi objektifi de değildir, sanatçı olduğu gibi aktarmaz. Burada sanatçının kompozisyon ustalığı ortaya çıkmaktadır. 

Türkiye, özellikle İstanbul hayranı olan Ferecoğlu, 1956 Azerbaycan-Nahçıvan doğumlu.  Azerbaycan Ressamlık Üniversitesi'ni bitirdi ve 1981-1985 yılları arasında Nahçıvan Güzel Sanatlar Okulu'nda resim öğretmenliği yaptı. 1989'da Ukrayna Livov kentinde 3 aylık bir resim kampına katılan sanatçı, burada gerçekleştirilen yarışmada Moskova'dan gelen kurul tarafından birincilik ile ödüllendirildi. Sonrasında Rusya'nın değişik şehirlerinde karma sergilere ve sanat fuarlarına katıldı. 1997 yılında Türkiye'ye gelen ve yerleşen sanatçı birçok karma ve kişisel sergiler düzenledi. Kendi resim çalışmalarına halen İstanbul'da devam ediyor. 

Ebülfez Ferecoğlu, sosyalist gerçekliğin teorisini kabullenmeyen Avangard ekolün temsicilerindendir:  14 seneden beri Türk sanatseverlerle çeşitli platformlarda buluşan Ebülfez Ferecoğlu, Azerbaycan resim sanatında 1950'lerde başlayan Avangard ekolün devamcılarındandır. Sosyalist gerçekliğin teorisini kabullenmeyen Azerbaycan Avangardının yaratıcıları  Cevat Mircevadov, Tuğrul Narimanbeyov, Rasim Babayev gibi dünyaca ünlü sanatçıların yolundan giden Ferecoğlu'nun Çağdaş Türk Resim Sanatı'ndaki yeri de bu kıstaslar ışığında değerlendirilebilir. Onun tablolarında gördüğümüz İstanbul  gerek kompozisyon gerekse renk zenginliği ve ustalığı bakımından geleneksel değildir. Portre ve peyzajları da aynı şekilde. Ferecoğlu'nun devamcısı olduğu ekolün bunda önemli payı olduğu gibi sanatçı, bu ekolün özelliklerini Türkiye'deki çalışmalarıyla daha da zenginleştirmiştir. Nahit Kabakçı'nın koleksiyonunda yer alan Mircevat'ın, Tuğrul'un, Rasim'in tabloları izlendiğinde Ferecoğlu'nun onların açtığı yoldan nasıl ilerlediği görülebilir. 

Klasik formları bozan, geleneksele karşı üslubu eleştiriliyor... Eserlerinde, empresyonizmden başlayarak modern sanata kadar birçok sanat akımını deneyerek kübizm, sürrealizm, fovizm ve soyut ekspresyonizmi birleştiren Ferecoğlu,  günümüz sanatındaki gelişmeleri de kendi yorumuyla tuvallerine aktarıyor. Klasik formlar üzerinde yaptığı değişikliklerle bazen eleştirilen Ferecoğlu'nun cevabı " Resmin kendi lisanı var, ben sadece onun kendi dilini konuşmasına izin veriyorum. Algıladığım ve hissettiğim şeyleri kendi tarzımla aktarmaya gayret ediyorum. Renklerle yaratmaya çalıştığım algı, varlıkla hiçliğin karşılaşması, tezatların savaşı değildir. Geçişlerle sürüp giden, sonu olmayan bir zaman algısı yaratmaya çalışırım. Ölüm bu geçiş anlarından biridir ve değişerek var olamaya devam ederiz. Geçiş yollarında varoluş biçimlerimizle, iyiliklerimizle,  kötülüklerimizle izler bırakırız. İnsanı düşünmeye, sorgulamaya iten analitik konular ve hayatın içindeki insan rolleri benim kompozisyonlarımı oluşturur." 

Ebülfez Ferecoğlu, resim sanatını kendine has edebi yorumlarıyla zenginleştirmektedir. Bunu da eserlerinde yararlandığı sembollerin çok konulu, çok anlamlı ve ölçülü form biçimleriyle onaylamaktadır.  Sanatçının ‘Balık Başlı İnsanlar', ‘Yürüyen Zaman', ‘Facia', ‘İtiraz', ‘Şah Balık' ve ‘Aşk' gibi eserleri incelenirse sanki kendi çağdaşlarının iç dünyasının, röntgen ışınlarına maruz kaldıktan sonraki görüntüleri fark edilir.  Aslında resmedilenler görünen olsa da resim,  alanından çıkıp özünde kendine has çok anlamlılığı yaşatan rollere sahne olur.

8 Ocak Cumartesi günü 14:00 - 19:00 saatlerinde açılış daveti ile başlayacak olan sergi 4 Şubat'a  kadar her gün 10:00 - 18:00 saatleri arasında Alta Sanat Galerisi'nde izlemeye açık olacak.